AHMED YESEVİ ve EĞİTİM
Ahmed
YESEVİ’nin Hayatı
Asıl
adı Ahmet bin İbrahim bin İlyas Yesevi'dir (http://tr.wikipedia.org/wiki/Ahmed_Yesevi,
13 Mart 2013). Ahmed YESEVİ İmam
Muhammed b. Ali silsilesine bağlı olduğundan ona “hoca” veya “hace” diyenler de
olmuştur; Hâce Ahmed, Hâce Ahmed YESEVİ, Kul Hâce Ahmed gibi isimlerle de
anılır (COŞAN,1996). İlk Türk sufilerinin en önemlisidir, ilk Türk tarikatını kurup
eserleriyle geniş çevrelerde yüzyıllarca etkisi sürmüştür. Yesevilik dışındaki
diğer tarikatların da doğumuna neden olup Yunus Emre’yi etkilemiştir
(AKYÜZ,2012). Hakkındaki bilgileri menkıbeler aracılığı ile öğrenebiliyoruz
(ANADOL,1994).Menkıbe, din büyüklerinin veya tarihe geçmiş ünlü kimselerin
yaşamları ve olağanüstü davranışlarıyla ilgili hikâye demektir. Ahmed YESEVİ
hakkındaki menkıbelerin başlıca üç değişik Türk sahasına yayıldığını görürüz.
Bunlar ise Türkistan-Kırgızistan (Merkezi-Doğu sahası), İdil boyu (Kuzey
sahası), Anadolu-Rumeli (Batı sahası) diye bilinir (ANADOL,1994). Ahmet
YESEVİ’nin menkıbeleri ile gerçek hayatı arasında çok fazla çapraşık unsurlar
vardır; fakat yazılı tarikat kaynakları ile menkıbeleri ve kendi eseri olan
“Hikmetler” onun hayatı, tasavvufi şahsiyeti, eseri ve tesirleri hakkında bize
fikir verebilir (COŞAN,1996). Bu bilgiler ışığında Ahmet YESEVİ V.yy’ın
ortalarında Batı Türkistan’ın Çimkent şehrinin doğusunda bulunan İsticab ve
Akşehir adıyla da anılan Sayram kasabasında doğmuştur (ANADOL,1994). Bazı
kaynaklarda ise onun “Yesi” , bugünkü adıyla, “Türkistan”da doğduğu yazılıdır.
Özellikle Ali Şir Nevai Molla Abdurrahman El-Cami’nin Nefahatü’l-Üns’ün Lami
Çelebi tercümesinde Ahmet YESEVİ’nin doğum yerinin Yesi olduğunu söyler. Ahmet
YESEVİ’nin hikmetlerinin Yesevi dervişlerince çok sonradan derlendiği görüşü
benimsenirse “Sayram” doğum yeri olması kuvvetli olasılıktır (COŞAN,1996). İç
Asya Müslüman Türklerindendir ve Selçuklularla Karahanlılar yönetiminde
yaşamıştır (Akyüz,2012). Ahmed Yesevi geçimini el emeği ile uğraşarak sağlamayı
savunurdu, kaşık yontup satardı (Eraslan, Divan-ı Hikmet’ten Seçmeler,1983).
Babası Şeyh İbrahim, ablası Gevher Şehnaz,
annesi babasının halifelerinden Şeyh Musa’nın kızı Ayşe Hatun, oğlu İbrahim,
kızları ise Gevher Şehnaz ve Gevher Hoşnaz’dır. Nesli Gevher Şehnaz ile devam
etmiştir. Ahmed önce annesini sonra babasını kaybedip ablası ile yalnız
kalmıştır. Ablası Ahmed’i yanına alıp zamanında Oğuzhan’ın pay tahtı sayılan Yesi
şehrine götürdü. Şehirde o sırada “Aslan Baba” veya “Arslan bab” adlı bir Türk
uyruklu şeyhin temsil ettiği an’ane bulunmaktaydı. Bu Arslan Baba’nın arap
asıllı olduğu bir hikmette bahsedilmiştir (COŞAN,1996).
Ahmed
Yesevi ilk tahsiline Yesi’de başladı. Ahmed YESEVİ’YE birtakım tecellilerin
görünmesi üzerine dikkatler Ahmed’in üstüne toplandı. Hz. Hızır kendisine delil
olur ve Ahmed’in kalp gözü açılır. Rivayetlere göre yedi yaşında Arslan
Baba’nın tarikatına girer ve bu zatın himmetiyle yüksek olgunluğa erişir (COŞAN,1996).
Arslan babanın dört yüz veya yedi yüz yıl yaşadığı rivayeti vardır
(ANADOL,1994).
Arslan
Baba’nın bir yıl sonra vefat etmesi üzerine Ahmed YESEVİ ilim hayatına devam
etmek için Buhara’ya gidip oradaki Nakşbendiyye’den Hoca Yusuf Hamedânî’ye bağlanır.
Hamedânî parlak bir ilmi kariyere sahipti (COŞAN,1996). Hanefi mezhebinden olan
Hamedânî Hz. Hızır’la daima sohbet halinde bulunurdu, halka İslam esaslarını ve
şeriat inceliklerini öğretirdi, sünnetlere sıkı sıkıya bağlı yaşardı (KURNAZ,
2000). Şeyhindeki bu özellikler Ahmed YESEVİ’ ye de yansımıştır. Hamedânî vefat
ederken vasiyet olarak irşad makamına halifelerinin geçmesini söyler. Bunlar
Abdullah BERKÎ, Hasan ENDAKÎ, Ahmed YESEVİ, Abdülhâlık GÜCDÜVÂNÎ (COŞAN,1996).
Ahmed YESEVİ sırası geldikten sonra irşad makamında bir süre kaldıktan sonra
yerini GÜCDÜVÂNÎ’ ye bırakıp Yesi’ ye döner, vefatına kadar Yesi’de kalıp
irşada devam ettiği kesin bir bilgidir (KURNAZ, 2000).
Ahmed
YESEVİ’nin yetişmesinde Arslan Baba’nın ve Yusuf-i Hamedânî’nin büyük etkisi
vardır. Ama sadece bu iki zat değildir; Şakîk-i Belhî, Bâyezîd-i Bistâmî,
Şiblî, Ma’rûf-i Kerhi, Cüneyd-i Bağdâdî, Hallâc-ı Mansûr ve İbrahîm-i Edhem
gibi birçok kişinin etkisinde kalmıştır (KURNAZ, 2000).
Yaşamının
63. Yılından sonrasını Hz. Peygamber (s.a.s.)’in ömrünü örnek alarak mezar
şeklindeki çile hücresinde geçirmiştir, kaç yıl bu hücrede kaldığı bilinmemekle
birlikte 120 yaşına kadar hayatını devam ettirdiği hakkında rivayetler vardır.
Ölümünden sonra Aksak Timur’un rüyasına girerek zafer müjdesinde bulunur. Timur
YESEVİ’nin kabrini ziyarete gelir ve kabrin üzerine türbe yapılmasını söyler.
İki sene içinde bir külliye ile mezarının üzerine türbe yapılır (KURNAZ, 2000). Türbesi Yesi’dedir (http://tr.wikipedia.org/wiki/Ahmed_Yesevi
, 13 Mart 2013)
Ahmed
YESEVİ’nin Eğitim ve Eğitim Dışı Çalışmaları
Ahmed
YESEVİ tasavvuf okulunu kurmuş ve talebeler yetiştirmiştir. Okulun
prensiplerini Ahmed YESEVİ koymuştur. Ahmed YESEVİ ilimle uğraşmış bunun
yanında dini yaymak adına çalışmalarda bulunmuştur, toplumda hikmetleri ile de
tanınmıştır. O Yesevilik tarikatını kurmuş, onun basit anlatımı ve halka
inebilmesi öğretilerinin toplumda hızla yayılmasını sağlamıştır. Orta Asya Türk çevresine başta tebliğcilik
olmak üzere birçok hizmette bulunmuş büyük bir sufidir. Yetiştirdiği talebeler
ise dini yayma konusunda Ahmed YESEVİ’nin yolundan gitmişlerdir (COŞAN,1996).
Ahmed
Yesevî, Taşkent, Sirderya taraflarında ve Seyhun nehrinin kuzeyinde yaşayan
Türkler nezdinde önemli bir nüfuz edinir. Edebiyatçı Yahya Kemal Beyatlı'nın
Ahmet Yesevi hakkındaki yorumu şöyledir: “Şu Ahmet Yesevi kim? Bir araştırın
göreceksiniz. Bizim milliyetimizi asıl onda bulacaksınız.”. Çevresindekilere sade ve akıcı bir dille dinî
ve tasavvufî konuda hikmetler söyleyerek onları İslamiyet’e ısındırmıştır. Ahmed
YESEVİ’nin hikmetleri sanat yapma kaygısından ve lirizmden uzaktı. Onun Arapça
ve Farsçayı çok iyi bilmesine rağmen yerli dil Türkçeyi kullanması halk
arasında yankılanmasını sağlamıştır. Hikmetleri zamanla talebeleri tarafından
toplanarak divanlar oluşturulur. Yesevî mensuplarının zikir toplantılarında
hikmet okumak veya ezberden söylemek bir gelenek haline gelmiştir. Yıllar geçince
nüshaları çoğaltılan bu divanlara diğer Yesevî şairlerinin dörtlükleri de
eklenmiştir (COŞAN,1996). Ahmed YESEVİ’nin Akaid adlı eseri vardır, bu eser İslam’ın
temel esaslarının bulunduğu temel eserlerindendir (http://tr.wikipedia.org/wiki/Ahmed_Yesevi
, 13 Mart 2013) Bunun dışında elimizde iki eseri daha bulunmaktadır. Bunlar:
Divan-ı Hikmet ve Fakr-name’dir. Divan-ı Hikmet’in YESEVİ’nin kaleminden
çıkmaması olasılığı vardır. Bu eserin Fakr-name risalesi dervişlerinin yazıya
geçirmiş olma olasılığı vardır (KURNAZ, 2000).
Divan-ı
Hikmet hakkında bilgi verecek olursak birçok nüshası vardır, bu nüshalardaki
dil değiştirilmiştir ve YESEVİ’nin dilini yansıtmamaktadır. Kitap Ahmed YESEVİ’nin
hikmetlerini içerir fakat kendisinin derlememiş olmasından ve diğer YESEVİ
dervişlerinin hikmetlerinin de eserde bulunuyor olmasından dolayı hangi
hikmetin gerçekten YESEVİ’ye ait olduğu tespit edilemeyebiliyor. Divan-ı
Hikmet’in içeriğini ana hatlarıyla İslamiyet, Türkistan Tasavvuf’u ve Yesevilik
oluşturur. Kafiye düzeni koşmaya benzer ama mesnevi veya gazel tarzında
hikmetler de vardır. Dörtlüklerde hece ölçüsü görülür fakat mesnevi ile gazel
şeklinde yazılmış hikmetlerde aruz ölçüsü kullanılmıştır (KURNAZ, 2000). İlahi
diye adlandırılan forma uyuyordu. Şiirleri Kur’an-ı Kerim’in bir tür yorumu
şeklinde kabul edilebilirdi (Köprülü,2005).
Fakr-name
ise Divan-ı Hikmet’in önsözü durumundadır. Ahmed YESEVİ’ye ait görülmemektedir.
Divan-ı Hikmeti derleyenler tarafından kaleme alındığı bilinmektedir
(Eraslan,1983). Öğrencileri tarafından ona mal edilerek yazılmıştır (http://tr.wikipedia.org/wiki/Ahmed_Yesevi
, 13 Mart 2013). Risalede on makam şeriatta, on makam tarikatta, on makam
marifette ve on makam da hakikatte olmak üzere kırk makamda risalenin makam, mertebe
ve nurları zikredilmiştir (Coşan,1990)
Akaid
adlı eseri ise dini bilgilerin yer aldığı bir kitaptır. İslam esasları
anlatılır (http://tr.wikipedia.org/wiki/Ahmed_Yesevi
, 13 Mart 2013).
Ahmed
YESEVİ’nin Eğitim Hakkındaki Görüşleri
Ahmed
YESEVİ çevresinde geçerli olan kendi kültür modunu kullanarak tutuculuktan uzak
ve geniş görüşlü bir insan olduğunu göstermiştir, bunu yaparken eski ile
bağlantılarını da koparmamıştır. Halkın anlayabileceği şekilde eserler ortaya
koyarak faydalı olmak istiyordu ve sohbet nitelikli eğitimlerde bulunuyordu. Ahmed
YESEVİ şeriat ile tasavvufu sünnet inancı doğrultusunda birleştirip ortaya
koymuştur ve bu doğrultuda eğitim vermiştir. Allah sevgisi ile yanmış ve bunu
motive edici güç olarak kullanarak eğitimde bulunmuştur. Şiiri sanat için değil
dini yayma ve insanları eğitmede araç olarak görmüştür. Eğitimde tövbeyi esas
almış ve zikir ile devam ettirmiştir; çünkü zikir tasavvufta önemli bir yere
sahiptir. Eğitimi Kur’an ve sünnet ışığında gerçekleştirip zorlamadan, hoşgörü
ile, sabırla, kusurları bağışlamayla, inandırıcı olarak, uyarıcı ve müjdeleyici
olarak, ürkütmeden, kolaylaştırarak gerçekleştirmek gerektiğini savunur. Dini
sadece günah ve sevap nitelendirerek onun iyi insan yetiştirme özelliğini
unutursak İslam’da hedeflenen çizgiden ayrılmış olacağımızı söyler. Gönüllere
hitap edip kar-zarar hesabını düşünmeden insanlara sevgi ile davranmayı savunur
(COŞAN,1996).
Yorumlarım
a) Ahmed YESEVİ’yi Seçme Nedenim
Ahmed
YESEVİ’nin öğretilerinin günümüzde hala uygulanabilir olması ilgimi çekmekle
birlikte insanlığa ve inandığı şeylere hizmet edip hayatını bu yönde çizmesi,
eğitimi gerçekleştirme şeklinin insanlığın yapısına uygunluğu ve
gerçekleştirmek istediği her şeyin güzellikle olmasını istemesi bu konuyu
seçmem için nedenlerden bazılarıydı. Diğer neden ise gelecekteki bir eğitimci
olarak eğitimde şefkat, hoşgörü ve sevgiyi ana araçlarım olarak görmek
istediğim için Ahmed YESEVİ’nin bu konuda bana yol gösterici olabileceği
fikrindeydim.
b) Ahmed YESEVİ’nin En Beğendiğim
Görüşü
En
beğendiğim görüşü insanları bıktırmadan, sevgi ile öğretileni sevdirerek eğitim
vermesi ve sanatı araç olarak görerek eğitimi şiirle ve sohbet tadında vermesidir;
çünkü bir insana herhangi bir şey öğretmek istediğinizde önce bunu onun sevmesini sağlamalıyız, insanlar sevmediği bir konuda başarılı olamazlar.
Sohbet tadında, bıktırmadan, sevgi ile sanat aracılığı ile eğitim verildiği
zaman insanlar eğitilirken öğrendikleri konudan uzak kalmayacaklar. Eğiticinin
öğrenme üzerindeki etkisi yadsınamaz. Eğitici olarak sevgi dolu olup öğreneceği
konuyu sevdirmeliyiz ki karşımızdakinin öğrenme isteği kaybolmasın. Eğitimde
bana göre en önemli şey öğrenme isteğinin canlı tutulabilmesini sağlamaktır.
c) Ahmed YESEVİ’nin Günümüzdeki Türk
Eğitim Sistemine Katkısı
Eğitimciler
dediğimizde sadece öğretmenler aklımıza gelmemeli. Eğitimle ilgilenip bir
şeyler öğretmeye çalışan herkesin yararlanabileceği bir kişi olduğu için Ahmed
YESEVİ’nin Türk eğitim sistemine katkısı büyüktür. Ahmed YESEVİ eğitime
hoşgörü, sevgi ve ileri görüşlülük, amaçlarının peşinden yılmadan ilerleme,
ilimi ırk ve cinsiyet gibi ayrımlara bakmadan herkese ulaştırmaya çalışma gibi
manevi değerler katmıştır. Bunun yanında kaşık yontup geçimini sağlamasından
anlıyoruz ki hayatta hazır bulmayı değil de çabalayarak bir şeyler başarmayı
savunan bir kişidir. Buna bakarak da azmi elden bırakmamak gibi başka bir
manevi değer bıraktığını görürüz. Maddi olarak ise hikmetlerinin yer alıp
öğütlerde bulunduğu Divan-ı Hikmet ve din esaslarının yer aldığı dini eğitim
kitabı Akaid adlı eseri ile katkıda bulunmuştur. Bunlar yol gösterici,
bilgilendirici ve öğüt verici nitelikte eserlerdir. O eğitimcilere ve
eğitilenlere hem dini hem de ahlaki özellikler kazandırıp iyi bir insan olma
yolunda bilgiler vermiştir. Yesevilik
tarikatını kurmuş ve dışındaki diğer tarikatların da oluşumunda etkili olması
yeni görüşlerin ve yeni eğitim şekillerinin ortaya çıkmasını sağlamıştır.
KAYNAKÇA
1)
Köprülü, F. (1984), Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar, Akçağ
Yayınları, Ankara
2)
Coşan, E. (1990), Makalat, Kültür ve
Turizm Bakanlığı, Ankara
3)
Eraslan, K. (1983), Divan-ı Hikmet’ten
Seçmeler, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Ankara
4)
Coşan, E. (1996),
Ahmed-i Yesevi, Seha Neşriyat, İstanbul
5)
Akyüz, Y. (2012), Türk Eğitim Tarihi,
Pegem Akademi, Ankara
6)
Anadol, C. (1994), Anadolu’yu Aydınlatan
Güneş Pir-i Türkistan Hoca Ahmed YESEVİ ve YESEVİLİK, Kamer Yayınları, İstanbul
7)
Kurnaz, C. (2000), Yesevilik Bilgisi,
Milli Eğitim Basımevi, Ankara


Leave a Comment